DÜNYA

Rusya ve Çin'den İran'a stratejik askeri takviye

Rusya ve Çin'den İran'a son aylarda büyük askeri sevkiyatlar yapıldığı ortaya çıktı. Askeri uçaklarla taşınan silah ve teçhizatlar, Tahran'ın savunma ve saldırı kapasitesini belirgin biçimde artırırken, bölgedeki güç dengelerine dair güçlü mesajlar içeriyor.

Rusya ve Çin'in son dönemde İran'a yönelik askeri desteklerini ciddi biçimde artırdığı bildirildi. Haziran ayında yaşanan ve "12 günlük savaş" olarak anılan sürecin ardından İran'a Rusya ve Çin menşeli silah sevkiyatları ulaştı. Bu sevkiyatların, büyük askeri nakliye uçaklarıyla gerçekleştirildiği ve çeşitli askeri teçhizatları kapsadığı belirtildi.

Çin'in İran'ın füze kapasitesinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığı, Rusya'nın ise farklı türlerde mühimmat ve askeri donanım temininde öne çıktığı ifade edildi. Bu desteklerin, İran'ın hem savunma hem de caydırıcılık gücünü artırmaya yönelik olduğu vurgulandı.

Moskova'dan yapılan değerlendirmelerde ise Rusya-İran askeri iş birliğinin son dönemde neredeyse haftalık sevkiyatlar düzeyine ulaştığına dikkat çekildi. Rus basınında aylardır İran'a yönelik askeri transferlere ilişkin haberlerin yer aldığı, bunun iki ülke arasındaki "stratejik ortaklığın" sahadaki yansıması olduğu aktarıldı.

Haziran 2025'te ABD desteğiyle siyonist rejimin İran'a yönelik başlattığı ve 12 gün süren saldırılar; askeri ve nükleer tesislerin yanı sıra sivil altyapıyı da hedef almış, İran ise bu saldırılara askeri ve istihbari merkezleri vuran füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık vermişti. Bu sürecin ardından Moskova ve Pekin'den gelen askeri desteklerin hız kazandığına dikkat çekiliyor.

Manevralar ve açık mesajlar

Silah sevkiyatlarıyla eş zamanlı olarak İran, Rusya ve Çin'le birlikte "Güvenlik Kuşağı" adı verilen ortak deniz tatbikatlarına hazırlanıyor. Her ne kadar bu tatbikatlar periyodik olarak yapılsa da mevcut bölgesel gerilim ortamında zamanlamasının özel bir anlam taşıdığı değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre bu manevralar, İran'ın Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi'ndeki askeri varlığını pekiştirmeyi hedeflerken, Moskova ve Pekin'le kurulan askeri koordinasyonun ulaştığı düzeyi de gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Washington'a, olası bir askeri maceranın tek taraflı olmayacağı mesajı veriliyor.

Bu askeri hareketlilik, Tahran'ın bir yandan caydırıcılığını güçlendirdiğini, diğer yandan ise bölgesel ve uluslararası dengelerde yeni bir askeri tablo çizmeye çalıştığını gösteriyor. İran cephesi, barış ve müzakere seçeneğinin hâlâ masada olduğunu vurgulasa da askeri hazırlıkların olası bir saldırıya karşı "hazır ol" mesajı taşıdığı belirtiliyor.

Gerilimi sınırlama arayışı

Öte yandan Moskova, gerilimin kontrolden çıkmaması için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu duyurdu. Rus yetkililer, İran'ın bölgesel dengelerde kilit bir aktör olduğunu, bu ülkedeki istikrarsızlığın yalnızca Ortadoğu'yu değil küresel güvenliği de sarsacağını dile getiriyor.

Tüm bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik yeni tehditler savurduğu bir döneme denk geliyor. Washington'un askeri baskıyı artırırken, Tahran'ın Rusya ve Çin'le askeri bağlarını güçlendirmesi, bölgenin çok kutuplu ve daha karmaşık bir güç mücadelesine doğru sürüklendiğini ortaya koyuyor. (İLKHA)